ÇAPKIN KARİKATÜRCÜNÜN ÖLÜMÜ

11351444_10153274061553617_6070417606689130468_n

Eflatun Nuri’yi tanıdığımda, Kaçak Yayın dergisinde anılarını yayımlıyordu. Yetmişine merdiven dayamış, saçına sakalına aklar düşmüş, ama hep şık görünmeye özenle dikkat eden biriydi. Yaş yetmiş iş bitmemiş, dedikleri soydan…

tufan-eflatun

1942’lerden beri Akbaba, Marko Paşa gibi mizah dergi ve gazetelerindeki karikatürleriyle sağladığı haklı ününü, yeni kuşak çizerlerin kümelendiği Leman, Öküz, Yeni Harman, Kaçak Yayın dergilerine kadar taşımıştı.
Yaşı ilerlese de gönlü genç kalan bir çizerdi o. Bir yaşam çapkınıydı denilse yeridir Eflatun Nuri için. Yalnız karikatürleriyle değil, mizahla karışık çapkınlık hikâyeleriyle de ünlüydü. Anlattığı hikâyelerde gerçekle kurgu birbirine karışırdı çoğu kez. İddiasına göre, çapkınlık dersinden hep on numara almıştı.
Elbet ölümü de aşk mevsimine rastlayacaktı Eflatun Nuri’nin… (3 Mayıs 2008). O ilkbahar gününde, cami avlusunda toplanan arkadaşları kederliydi. Tabutu musalla taşına konulmuş, cenaze namazının kılınması bekleniyordu ki, o dakikalarda bir başka cenaze getirildi yanındaki musallaya. Bir kadın cenazesiydi bu gelen.
Yıllarca arkadaşının çapkınlık hikâyelerini dinlemiş olan bir başka karikatürcü, onu tabutu önünde takdir etmekten kendini alamadı:
“Görüyor musunuz arkadaşlar?” dedi. “İşte çapkınlık bu! Adam, bu dünyadan giderken bile, yanında bir kadın var!”

Sosyal Medyada Paylaş

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir