“Dönüşüm bir sihir gibidir…”

Uzun yıllardır yazıları ile Marininevi’nden takipçilerine yol arkadaşlığı yapan Dönüşüm Ustası Mari Camgöz Pektezol, 3D Dönüşüm çatısı altına topladığı deneyimlerini resmi internet sitesinden paylaşıyor.

Mari Camgöz Pektezol’un Yeni Yazısı:

İçeride Ne Var?

“Kendi içimize dönüp baktığımızda ve kendimize inanmaya başladığımızda dönüşüm başlıyor.” Brijesh Singh

Elinle uzanamadığın sana uzak gelir,

Gözünle göremediğini yok zannedebilirsin,

Dokunamadığın gerçek olmayabilir,

Oysa hayat bunlardan çok daha fazlasıdır. Biliriz değil mi bunu, hepimiz biliriz aslında.

Bir yanımız bilirken bir yanımız bazen inatçı bir çocuk gibi arkada kalıp kendine ağlamayı seçer.

İster küçük bir çocuk ol ister bir yetişkin yaşam içinde her gün yepyeni bir sahnedir.

Bu sahneyi gören biraz fikir edinir, nerede olduğuna, ne anlatılabileceğine dair. İzlenen her sahnede izleyen biraz da kendi dünyasını görür. Düşünün yaşadığınız deneyimleri, katıldığınız bir cenazeyi, bir düğünü, bir bebeğe hoşgeldin dediğiniz günleri düşünün.

Her bir eşlik etme hali biraz da sizi kendi yaşamınıza, anılarınıza veya hayallerinize götürür değil mi? Acıların da sevinçlerin de birbirine harmanlandığı zamanlardır bunlar.

Biz böyle bir varlığız aslında, öylesine sonsuzuz ki, yeter ki sonsuz varlığımızı seçelim onun muazzam güçlerini almaya kabul gösterebilelim.

Gözlerimizi kamaştıran güzelliklere hayran olabiliriz, bize ilham veren kişileri günlerce kesintisiz izleyip onları dinleyebiliriz. Bir yanımız belki kendisini onlarla hemen eşleştirebilirken, bir yanımız “yok bunu yapabilmem, hayallerime dokunabilmem çok ama çok zor” diye düşünürken bulur kendini, çünkü unuttuk bazı şeyleri…

Dönüşüm işte tam da burada ya hayat bulur ya da gizli bir kutuda kaybolur. Nasıl mı?

Ne zaman ki; kendi içinde dönmeye başlarsın, ne zaman ki kendine gerçekten inanmaya başlarsın dönüşüm başlar. O başlama hali pek tarif edilebilen bir şey olmasa gerek. Zaten tarife de gerek yoktur, yaşadığını bilir, gösterirsin. Bir an düşünmeni istesem, kendine mutlak inanmanın nasıl bir şey olabileceğini düşünmeni istesem. İnanmanın ötesidir bu, bir BİL’me halidir.

Belki günlerce benzer düşüncelerin zihninde dolaşıp durdu, belki de çoktan unuttuğun bir hayaldi konuştuklarımız. Hadi bugün ve hatta tam şimdi hemen bir dönsen içine nasıl olur? Neler neler var orada bunları bir düzenlesen mesela.

Öyle bir yer düşün ki; içerisi çok kalabalık ne yaparsın? Ne düşünürsün?

Büyük ihtimalle içeri giremeyeceğini, girersen de çok bunalacağını düşünür adım bile atmazsın. İşte kendimize dönmemizi zorlaştıran da böyle bir hal olabilir. Susmak bilmeyen bir kişi var ise içerde artık onu kapının önüne koyma zamanı derim.

Bir sürü düşünceler dolup dolup, taşıyor ise ve sen günün sonunda ne düşündüğünü bile takip edememiş beynini kazan gibi hissediyorsan o zaman dur biraz dinle onları derim.

Yani baktın içerisi çok kalabalık, önce her durumda gir o içeriye. Bak bakalım neler var, gör, dinle, dokun, hisset, tek tek dök hepsini bir kâğıda. Yazmak başka bir enerjik alan oluşturur, aslında soyutu somut yapar, seni beyninin içinde bir yerden başka bir yere getirir. Dene lütfen.

Ne zaman ki onları bir kâğıda döker sayfalar ve sayfalar oluşturursun, ohhh şimdi al bir kahve eline, aç güzel bir de müziğini, cep telefonunu da bulunduğun odadan çıkardın mı tamamdır. Kendine hiçbir şey yapmama zamanı ayır, evet evet hiçbir şey yapmama zamanı olsun ki çok şey yapasın. 🙂

Mesela bu bir arkadaşının sana verdiği bir çalışma olsaydı nasıl okurdun? Ne yapardın? Okurken neler düşünür, neler hissederdin? Ona yardımcı olmak için nereden başlardın? Aynı öyle bak yazdıklarına. Ayır onları kutu kutu, düşüncelerini ayır bir yere, duygularını ayır bir yere. Zorlandın galiba. Şimdiye kadar sana hep duygularını da at bir kenara dediklerini hatırlayıp hangisi duygu, hangisi düşünce diye mi zorlandın. Olsun yaparsın başla bir yerden.

Tekrar eden ne çok şey varmış bunu gör. Sonra ne kadarı anlamlı, gerçekten arkanda bırakmak istediğin yaşam için ne kadar anlamlı tüm bunlar, bir daha düşün.

Tek tek bak bakalım neler gidecek bugün o sayfalardan ve artık yaşamından. Ve nelere yer açacak bu sihirli zaman.

Dönüşüm bir sihir gibidir, bir anda olur her şey.

O an öyle bir başlangıçtır ki hiç olmadığın kadar zihnin berrak, yüreğin kıpır kıpır, bedenin enerji doludur. Gözlerin ışıl ışıl görür, kulakların her şeyi duyar hem içeriyi duyar artık hem dışarıyı. Tanımsız bir güven sarar seni, tutamasan da hissedersin o enerjiyi.

Kendini tesadüflere bırakmak yerine, kendine sahip çık arkadaşım.

Sana zor bunlar diyenlere gül geç. Kendine ise gerçekten gülümse ve tut kendi elinden.

Sen kendine inandığın an hayat sana zaten yardım ediyor olacak.

Sen kendine inandığın an boş düşünceleri koyacaksın bir kenara ve kendine yepyeni kapıları sen açacaksın. Nereden mi biliyorum? Çünkü sen gerçekten düşünmeye başlayacaksın, ana gelip varlığınla buluşacaksın. Seni saran korkuların anlamlarını sorgulamaya başladığında onların elinde minicik bir hal aldıklarını görüp kendine şaşıracaksın.

Hepimiz bunları bir şekilde yaşıyoruz, her yerden gelen her şeyi sorgusuzca alıyoruz, alıyoruz, biriktiriyoruz. Bazen durup bir temizlenmek gerekmez mi, işte bu da içine şöyle bir bakıp oradaki kalabalığı temizlemek gibidir aslında.

Dünyada gerçekten ilham veren insanların yaşamlarından kesitler incelediğinde göreceksin ki; bu yaşamların ortak özelliklerinden biri her sabah gün daha yeni doğarken onlar uyanır ve kendi yaşamlarını yaratırlar.

Düşüncelerini tazelerler, duygularını dinginleştirir, onları yoran duyguları yok saymazlar, dinlerler, dönüştürürler.

Her gün onlar için bir dönüşüm zamanıdır.

Çünkü hayatın bir dönüşüm yolculuğu olduğun bilirler ve bu yolda aynı heyecanla yürürler, varacakları yerin muhteşemliğini gözlerinin önünden hiç ayırmadan.

Bak bakalım şimdi gözlerin nereye bakıyor… Evet, Dönüşüm seni bekliyor,

Sosyal Medyada Paylaş

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir