Hayata “Bir Başka Kırmızı” bakış

img_20160810_170914Gazeteci Yazar Nazan Öçalır’ın ilk kitabı “ Bir Başka Kırmızı” kitapçıların raflarını süslemeye başladı. Ötüken Yayınları’ndan piyasaya çıkalı daha iki buçuk ay olmasına karşın anlaşılır dili ve mizahi anlatım tarzıyla dikkatleri üzerinde topluyor.

Kırmızı mantolu, kelebek uçuşlu kapak tasarımıyla kırmızı bir yolculuk hikayesi olarak tanımlanan kitabın içeriğinde, bir kadın gazetecinin hayatının en önemli 44 yılından kesitler kısa öyküler şeklinde karşımıza çıkıyor. Bu öykülerin bir bölümünde yazarın gazetecilik anılarına da tanık oluyoruz. Ve toplumun önde gelen şahsiyetlerinin pek anlatılmayan insani özelliklerine yönelik ipuçlarına rastlıyoruz.

Nazan Öçalır İletişim Fakültesi mezunu bir gazeteci…

Görsel ve yazılı basının birçok alanında muhabir ve program yapımcısı, sunucu olarak görev almış.

İletişim, basın ve seçim danışmanlığı yapmış. Sosyal sorumluluk projeleri üreterek hayata geçirilmesi için çaba göstermiş. Halen serbest gazetecilik yaparak sivil toplum kuruluşlarında görev alıyor.

Kendisini ve kitabını sizlerle tanıştırmak üzere bu röportajı gerçekleştiriyoruz.

  • Nazan hanım, bu kadar iş çeşitliliği içerisinde kitap yazmaya nasıl fırsat buldunuz?

Kitap yazmak için, hele ki yaşadığını yazmak için her şeyden önce bir birikime sahip olacaksınız. Her insan gibi kitap yazmak ve bunu yayınlayarak okuyuculara ulaştırmak ilk başlarda bana da çok uzak görünen bir hayaldi. Bunu elli yaşında düşündüm. Yolun yarısı gibi gelen bu yaşta, geriye dönüp yaşadıklarınıza bir bakıyor kendinizi sorguluyorsunuz. Her insan gibi günahlarınız ve sevaplarınız var. Yaşadıklarınızı ortaya koyunca kendi kendinizle barışıp, hatalarınızdan ders alıp yolunuza devam ediyorsunuz. Ben de bunu yaptım. ”Bir Başka Kırmızı” bir tür kendi kendinle hesaplaşma, hayatı anlama ve anlatma hikayesidir. İşte bu arada bu duygularda bir kitap yazmaya karar verdim.

  • 14691098_1143865212334951_5855797629904419838_nKitabınızda toplumun önde gelen tanınmış şahsiyetlerini de görüyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu, Yaşar Kemal, Erdal İnönü, Can Yücel gibi… Ve de birçok önemli gazeteci…

Onlarla aranızda geçen anıları da dile getirmişsiniz. Bu anıları kağıda dökerken amacınız neydi?

Bu mesleği yaparken toplumun önde gelen insanlarıyla habercilik adına tanışıyor ve belli anları paylaşıyorsunuz. Ve onların insani yönlerine tanık oluyorsunuz. O gözünüzde ulaşılmaz sandığınız insanların da sizin benim gibi olduğuna tanık oluyorsunuz.

İşte bazen çok basit gibi görünen bu anları diğerlerinden ayıklayıp dile getirmek istedim. Çoğu bugün hayatta değil, anılarına saygıyla Bir Başka Kırmızı’da yer verdim.

  • Gazetecilik mesleğini nasıl tanımlarsınız?

Gazetecilik ister istemez zamanla insana, diğerlerinden farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Hep görünenin arkasını merak ediyor ve araştırmaya çalışıyorsunuz. Mutlak doğruya ulaşma çabanız var.

Kendinizi bundan sorumlu hissediyorsunuz. Doğru bilgiye ulaşmak ve halkı bildirmek…

Gazetecilik, öyle kısa bir süre yapılıp vazgeçilecek cinsten de değil.Bir yaşam biçimi olarak kabul edip, hayatınızın sonuna kadar onunla birlikte yaşıyorsunuz. O nedenle mesleğinizin iç disiplinini özümsüyorsunuz. Hayatınızın sonuna kadar gazeteci olacaksanız ona göre yaşamınızı da düzenliyorsunuz elbet.

14064312_10154220398642911_1802930853535249691_nGüvenilir gazeteci olmak, işini doğru ve dürüst yapmak her dönemde geçerli. Bir de sırdaş olacaksınız. Fırsat bulduğum her alanda mesleğimi yapmaya çalışıyorum.

  • Kadın gazeteci olarak sıkıntı çektiniz mi?

Gazetecilikte cinsiyet yoktur. Kolektif bir çalışmadır. Kadın ve erkek birlikte çalışır, işin gereğini yaparsınız. Ama anne olma döneminde bebeğimi beklerken gerçekten sıkıntı çektim ve zorlandım. Daha fazla hoşgörü bekledim. Mesleğimizin şartları ağır. Bahane kaldırmıyor. Hızlı olmak ve bir şeyleri bir yerlere yetiştirme zorunluluğunuz var. Sonuç odaklı çalışıyorsunuz.

Ama elbette evlilik, aile olma gereği ve çocuk bir parça engelleyici oluyor. İyi dengelemek lazım…

  • Okuyucunuzdan aldığınız geri dönüşümler nasıl?

Evet; bir yazar için eseri hazırlamak kadar, onu okuyanların beğenileri de fikirleri de önemli.

Sanıyorum, bu günlerde beni en çok bu geri dönüşümler mutlu ediyor. İnsanları, ortak değerlerimizde yakaladığıma inanıyorum. İçinde kendini bulanlar, kendi geçmişlerine dalıp gidenler çoğunlukta.

Günümüzün bunalımlarını ifade ettiğimi söyleyenlerin de hatırı sayılır. Benim kendime sorduğum soruları kendilerine sorarak düşünenlerle ortak farkındalık sağlıyoruz.

Mekanlar, zamanlar, insanlar farklı olsa bile yaşadığımız duygularımız aynı İNSANCA…

İşte bu noktada buluşuyoruz okuyucuyla…

 

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaş

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir