Kedili kitabevi : Simurg…

Tomris Güzelyurt 4 Aralık 2015

Beyoğlu, İstiklal Caddesi Hasnungalip Sokakta adresinde faaliyet gösteren, Adını edebiyatta Anka kuşunun adı olan Simurg’dan alan kitapevi, medya dünyası dahil entelektüel çevrenin kitap satın almak için aklına ilk gelen yerlerden biridir. Burada Doğan Hızlan’la karşılaşabilir veya bir edebiyat sohbetinin ortasında bulabilirsiniz kendinizi. İbrahim Yılmaz, kardeşleri ile birlikte 1986’da kurmuş Simurg’u. Yılmaz, bunun öncesinde de hep yayınevlerinde çalışmış birisi. Bu yıl Simurg’la, kitapevi olarak 21. yılını dolduruyor. Simurg, satış kaygısı olmadan kitap baskıları da yapıyor.

Sahaflık ilk göz ağrısı.

Sahaflıktan yetişme biri olduğu için eski göz ağrısına geri dönmeye hazırlanan Yılmaz, 20 yıl ara vermekle büyük hata yaptığını düşünüyor. Müzayede alanında bir boşluk olduğunu söyleyen Yılmaz’a göre bu konuda piyasada bir istek ve açlık da var. Mart başında çıkacağı mezadın ismi de hazır: “Sağ serbest solda mezat var.” Yakın tarihte, gençliği peşinden sürükleyen solcuların, aralarında ilk baskıları da bulunan ‘kült’ olmuş eserleri meraklılarının karşısına çıkarıyor.

Beyoğlu’nun hareketli kitapçılarından Simurg’ta başrolü kitaplar, yardımcı rolleri de kediler alıyor. 13 yıl önce fareleri kovmak için beslenen kediler, artık masraflı olsalar da mekânın sembolleri.

Kediyle kitabın en güzel buluşma noktalarından biri, Simurg Kitapevi unvanına sahip olmuş. Burası tam anlamıyla, nevi şahsına münhasır bir mekân. Öyle ki raftaki bir kitaba ulaşmak için, kedileri rahatsız etmeyi göze almanız gerekiyor. Simurg aslında üç kardeşten oluşan bir aile işletmesi. Ancak en büyük ağabey İbrahim Yılmaz, sorumluluğun çoğunu üstlenmiş durumda. Simurg’un kedilerle özdeşleşmesinde en büyük rol de ona ait. Yılmaz, ilk başlarda farelerden korunmak için dükkâna kedi aldıklarını anlatıyor: “1994 yılında ilk kez kedi aldık ve o kedi altı tane doğurdu. Onları büyütüp baş göz edene kadar, yine doğurdu. Artık 20’nin üzerinde kedimiz olmuştu ve onlarla baş edememeye başlamıştık.” Şu an Simurg’da 11 tane ‘yatılı’ kedi var. Aslında bu kediler Yılmaz ailesi için ciddi bir masraf… Zaten İbrahim Yılmaz kendisini ‘sermayeyi kediye yüklemiş biri’ olarak tanımlıyor. Yılmaz, çoğunlukla yavru veya hasta durumdaki kedilere acıyıp dükkâna alıyor. Onları büyütüyor ve iyileştiriyor.

Simurg Kitapevi sahibi İbrahim Yılmaz, kendine özgü koleksiyonları olan bir kişi aynı zamanda. Öncelikle ilk baskı şiir kitaplarını elinde toplamış; çoğunlukla da cumhuriyet dönemine ait. Kimler mi var? İbrahim Yılmaz, “Aklınıza kim gelirse hepsi bende.” diyor ve listeden bazı isimleri şöyle sıralıyor: “Edip Cansever’in, Behçet Necatigil’in, Turgut Uyar’ın, Cemal Süreya’nın, Sezai Karakoç’un, İsmet Özel’in, Ece Ayhan’ın, Attilâ İlhan’ın tümü ilk baskı.” Yılmaz, ardından, tartışılacak şu sözlere imza atıyor: “Attilâ İlhan’ı çok okuduğumdan değil ama koleksiyonda bulunsun diye bulunduruyorum. Bütün şiirleri birbirine benzer. Bir arkadaş onun şiirleri için ‘koy bilgisayara, bilgisayar aynısını yazar’ demişti.”

‘Kedi Asla Söz Dinlemez’
İbrahim Yılmaz’a göre kedinin özellikle yazarlar ve kitaba ilgi duyan kişiler tarafından sevilmesinin en büyük nedeni, asi bir hayvan olması. “Kedi, insanoğlunu kendine hizmet ettirmeyi başarabilmiş ve aynı zamanda evcil olduğuna inandırmış, vahşi bir yaratık. Aslında asla evcil değildir; asla söz dinlemez. Yaz aylarında hava güzel olduğu için hepsi dışarıda oynuyor. Normalde akşam 20.00’da kapatmamız gerekirken, gece 24.30’a kadar beklediğim oldu. Ama gelmiyorlar işte.” Fotoğraf çekimi için tüm kedileri bir araya toplamaya çalıştığımızda, karşı geldiklerini görünce İbrahim Yılmaz, “Bakın, işte kediler böyledir, laf dinlemez,” diyerek aslında onlara duyduğu hayranlığı bir kez daha itiraf ediyor.

Bilgisayar Üstü Kavgası…
Simurg Kitabevi, pek çok müşterisine de zamanla kedileri sevdirmiş. İlk günlerde kediler yüzünden dükkâna gelemeyenler, sonradan kedi sahibi olmuş. Hatta Yılmaz, Leonardo da Vinci’nin “Kedi tanrının başyapıtıdır,” cümlesini hatırlatarak: “Evrim sürecini düşündüğünüzde, bu yaratığın insanlarla yaşaması çok ilginç,” diyor. Dükkânda da mekân savaşını her an izlemek mümkün. Çünkü her kedinin kendine ait bir köşesi var. Bunun yanı sıra, bilgisayar monitörün üstü için ise ezeli bir savaş hüküm sürüyor. Her daim sıcak olan makinenin üzerinden biri kalkınca, diğeri anında oturuyor. Hatta biri uzun süre oturduğunda, kitabevinin en hareketli kedisi olan Cimcime, ona saldırıyor. İbrahim Yılmaz bu kavgaya bir son vermek için artık bir LCD monitör almak konusunda kararlı.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir