MENEKŞE GÜNLER

yazar 25 Kasım 2015

Zeynep Kayadelen, yeni kitabı “Menekşe Günler”de, genç bir üniversite öğrencisi olan, arayış içindeki Reyhan’ın hikâyesini anlatmaya devam ediyor. Kendi kişisel yolculuğunda bir taraftan çevresindeki insanlarla mücadele eden, bir taraftan gerçek İslam’ı arayan Reyhan’ın yaşadıkları pek çok kimseye ilham verecek nitelikte.

Reyhan isimli kitabıyla büyük ilgi gören Zeynep Kayadelen’in yeni kitabıMenekşe Günler (Reyhan 2) kitabevlerinde yerini aldı. Kaynak Yayınları’ndan çıkan Menekşe Günler, genç ve asi bir üniversite öğrencisinin arayışlarını, yaşadığı içsel yolculuğu, çevresindeki insanlarla olan mücadelesini ve bunların ardından değişen hayatını konu alıyor.

Reyhan’ın ekseninde ilerleyen hikâyede; aynı evde yaşayan, birbirinden farklı karakterde, üniversite öğrencisi beş yakın arkadaşın hayata bakışları ve başlarından geçenler olaylar akıcı bir üslupla anlatılıyor.

90’lı yıllarda, üniversite okumanın bazı insanlar için eziyete dönüştüğü zamanlarda polis baskınlarına, iftiralara, hakaretlere, aşağılanmalara maruz kalan Reyhan, onurlu bir mücadele ile tüm bunlara göğüs geriyor.

Reyhan bir taraftan din konusunda peşin hükümleri olan, ön yargı sahibi insanlarla savaşırken; bir taraftan da din konusunda katı kuralları olan insanlarla savaşıyor. Büyük bir sıkışmışlık içinde gerçek İslam’ı arayan Reyhan’ın yolculuğu pek çok okuyucuya ışık tutacak nitelikte.

Usta yazar Zeynep Kayadelen’in kaleme aldığı, Kaynak Yayınlarıtarafından basılan Menekşe Günler ilginç konusuyla dikkat çekici olduğu gibi, edebi zenginliğiyle de göz dolduruyor.

Yitik Mevsim, Kadim Sır, Alpdoğan, Reyhan gibi kitaplarıyla okuyucuların beğenisini kazanan, geniş bir okuyucu kitlesine hitap eden Zeynep Kayadelen’in yeni kitabı Menekşe Günler seçkin kitabevlerinde yerini aldı.

“Örtümü alıp seccademin üstüne dikildim. Tekbir alır­ken sanki içimde birbiri ardına kapılar açıldı. Derinleşmek… Evet, burada kullanılacak en uygun kelime bu olabilirdi. İçi­me doğru inen katmanları ve onlardan bihaber olduğumu seziyordum şimdi. Türlü sezgiler, kanatlanmış kelebekler gibi uçuştu gönlümde. Bir bilgi fısıldanıyordu kalbime: ‘Sen ve kâinat umduğundan çok daha fazlasınız’

Yatağımdan kalktığımdan beri sanki başka bir Rey­han gelmişti yerime. Gündüzki Reyhan’dan çok daha bilge, oturaklı, yeni gizemli duyu organları edinmiş bir Reyhan. Namazımı bitirdiğimde gece Reyhan’ıyla tanışmaktan duyduğum memnuniyetle doluydum. Gece Reyhan’ı saygı­yı hak edecek sezişlere hazır duruyordu. Teheccüt, pırlanta bir el gibi içimden başka bir beni, gece Reyhan’ını çıkar­mıştı ortaya.

Gecenin daha önce almadığım kokusunu kokladım seccademin üstünde. Teheccüt namazını orijinal kılan şeyleri bir bir anladım. Seçilmiş bir zaman diliminde bi­linmezler âleminden kapılar açılıyordu dünyaya. Öteler­den sezişler yaşama anıydı teheccüt. Gündüz yaptıklarını tartan terazinin gönlüne kurulduğu an idi teheccüt. Ve aklınla gidemediğin yollarda kalbinle mesafe kat etme­nin zamanıydı.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir