TALİHSİZ BİR BESTECİ

yazar 24 Aralık 2015

11351444_10153274061553617_6070417606689130468_n

TALİHSİZ BİR BESTECİ: NEVESER KÖKDEŞ

Kuşkusuz şanslı bir çocuk olarak dünyaya gözlerini açmıştı… 1904 yılında Çamlıca’da, Paşa babasının köşkünde doğdu… Ne var ki, şansı onu daha dört yaşındayken terk edecekti. Sultan Abdülaziz’in Başmabeyincisi olan babası Hurşit Paşa, o daha dört yaşındayken, yeni tahta çıkan II. Abdülhamit tarafından sürgüne gönderildi ve gittiği yerden dönemedi.
Babasızlığın acısını yaşayan çocuğa, abisi Muhlis Sabahattin (Ezgi) piyano ve gitar çalmayı öğretti.
Musikiye karşı o denli yetenekliydi ki, ilk bestelerini yaptığında henüz on altı yaşındaydı.
Yine o yaşlarda Üsküdarlı Mehmet Ali adında bir zabitle evlendi. Ne var ki şanssızlığı bu konuda da yakasını bırakmamıştı: Kocası Çanakkale’ye gönderildi ve orada şehit oldu. Karnında taşıdığı oğluyla dul kaldı. Yalnızca dul kalmadı, ekonomik olarak da zor durumlara düştü. Zaman zaman piyano dersleri vererek geçimini sağlamaya, çocuğunu büyütmeye çalıştı.
Eşini yitirmek, yaşamın zorluklarına göğüs germek onda moral bozukluğu yaratmış, hastalanmış, içine kapanmıştı. Yapabileceği tek şey şarkılar bestelemekti. O da öyle yaptı…
Türk musikisinin geleneksel kalıpları dışına çıkarak tango, vals müziğinden esintiler taşıyan besteler yapıyordu. O kadar kendine özgü bir havası vardı ki bestelerinin, Tamburi Mesud Cemil Bey, “Neveser Musikisi” diye nitelendirecekti onun yapıtlarını.
Ancak bestelerinden para kazanamıyor, dahası düzenlenmesi için cebinden para harcamak zorunda kalıyordu. Bir dönem İstanbul Radyosu’nda piyano çalmışsa da, bu iş onu mutlu etmemiş, ayrılmak durumunda kalmıştı.
Kadıköy, Moda’da oturan besteci, 1962 yılında yine talihsiz bir kaza yüzünden kalp krizi geçirerek yaşama veda etti.
O gün torunuyla piyano çalışıyordu. Torunu, babaannesinin gösterdiği gibi nota üzerinden çalışmıyor, kendiliğinden bir şeyler çalmaya uğraşıyordu. Torununa kızarak piyanonun kapağını kapatmak istedi Neveser Hanım. Ne var ki, kapak çocuğun eline çarparak onun canını acıtmıştı.
O kadar üzülmüş, o kadar üzülmüştü ki bu kazaya neden olduğu için, duyarlı kalbi duruvermişti!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir